İhtişam…

4fa9b7a08c26e08ac8c7b6e125ca9869

Hayat üstünüze üstünüze geliyor mu sizin de zaman zaman? İçinden çıkamadığınız yollara mı sardınız ömrünüzü? ÇATIŞMA halinde misiniz yedi düvelle ve en çok da kendi kendinizle?

Unutmayalım ki, ÇATIŞMA dediğimiz şey için, bir yerde bir zıtlık olması lazım!

Bir zıtlığı oluşturan her şey diğerinin varlığı ile kaimdir ve birinin ABARTISI, ancak diğerinin eşdeğer bir güce sahip olması ile giderilir…

Oysa biz tam da bunun aksini yaptık yıllarca!

Mesela biri bizim kaba kuvvetle üstümüze geldiğinde, biz de onun üzerine benzer bir kuvvetle gitmenin fırsatını aradık! Bunu hiç yapamadıysak, acısı öyle çöktü ki içimize, hayatımızın başka alanlarından çıkartarak dengeledik o acıyı… Yani zedelenmişliği, zedeleyerek arttırdık. Bize hiç şefkat göstermeyen dünyaya, şefkat ve adaletle muamele etmek hiç gelmedi içimizden!

Bizden nefret ediyormuş gibi davrananlara, onlardan nefret ettiğimizi hatta nefretimizle zarar bile verebildiğimizi göstermek için kıvrandık! Onların göreceği zararların hayaliyle coşturduk intikam ateşimizi… Ama ”önemsememeyi ve yolumuza devam etmeyi” denemedik! Aklımıza bile gelmedi hiç, yaydığı ateşin bir bardak su ile sönebileceğini ve agresyonunun sıkı bir meydan muharebesi yaratmak şöyle dursun, muhatapsız kalabileceğini gören kişinin, kendini ne kadar anlamsız hissedeceği…

Bize haksızlık edenlere beddua ettik! Ama bir akşam duasında onların affı için el açmayı ve bize de hayırlı yolların açılmasını dilemeyi hiç almadı içimiz… Bunu salaklık zannettik! Oysa, bu sadece karanlığın açtığı boşluğu, ışıkla doldurup, diğerine büyüyecek yer bırakmamak ve kendimizi o karanlığın içinde kaybetmemek olacaktı…

”Birileri göklerde kıyamet kopuyoooorrr!!! Savaş, açlık, yangın, kıyım geliyooooorrr!!! Savulunnn, kaçılıınnn!!!” diye naralar attığında, ”Ya ne zaman rahat bırakacak bizi şu gökler?” diye halimize yandık. Ama korku enerjisi ve olumsuz beklentiler, bizim gerçeğimizi oluşturmasın diye, onu umut ve iyi dileklerle dengelemeyi hiç getirmedik aklımıza…

İnsan AY’a benzer. AY gibi, karanlığını ancak ışığın içine akmasına izin vererek dengeleyebilir… Ama karanlığını bilmeyen, ışığına da sahip çıkamaz!

Hayat, karanlık yanlarımızı yüzümüze vurur… Vurur ki, nerelerin aydınlanmasına ihtiyacımız olduğunu bilelim ve çözümü bulalım!

İHTİRAS, NEFRET, HIRS, YENİLMİŞLİK gibi duygular, gücü olumsuz yönde büyütür ve iyiniyetin, samimiyetin, adaletin, inancın anlamını eritir!

GÜÇ bir yönde fazlaca ağırlık kazandığında, DENGE’yi bulmanın yolu, onun peşine takılıp oyunu onun kurallarıyla oynamak değil, onun en yapmadığını yaparak, hayatı fabrika ayarlarına geri çekmektir!

Bir kere SEVELİM!

Sevmek, ama sakince, usulca, RAĞMEN sevmek iyidir. Ve sevmek, kendini olduğun gibi usul usul, eksiğinle gediğinle severek başlar 🙂 Kendini affeden, kendini hoşgören, kendine dürüst olan, kendine bakıp çirkin bulmayan insan, herşeye şefkatle bakar.

Gücü içimizde bulalım! Zira dış koşullar dışa doğru güçlü, güzel, cazip, etkili, önemli, olan şeyleri illaki yıpratır. Bize olana bitene RAĞMEN güzel bir insan olarak kalmayı becermek kalır 😉

Olan bitenlerden, yıkılıp dökülenlerden, ömrü tükenenlerden geriye, size kendini bilen bir KALP KALIR…

Aldıklarımız BİTER! Yaptıklarımız KALIR 🙂

Kimse, hiç bir yaşanmışlık, hiç bir yas, hiç bir yoksunluk bizi bizden alamaz! En güzel olanlar, bize verilemeyecek ve bizden alınamayacak olanlar… Yani zerafetimiz, şefkatimiz, zekamız, yeteneklerimiz, gönül zenginliğimiz, yani hayata tadını veren nitelikler KALIR.

Zira bunlar ÖZ ile olan bağımızdan gelenler, yani KARANLIĞIMIZI AYDINLATAN IŞIK’tan akanlardır. O ışıkla yıkanın 🙂

Bazen etrafımızdaki veya içimizdeki savaşlar alır aklımızı… Bazen korku ve kaygı ile umudumuzu tüketiriz…. Ve irili ufaklı yenilgilerine gömülüp hayatın, İHTİŞAMINI es geçeriz!

Oysa var olmanın, damarlarımızdaki kanı coşturan bir onuru, yaşıyor ve elimizden gelenin en iyisini her koşulda yapıyor olmanın bir tuhaf zaferi vardır…

O ihtişamı ve RAĞMEN varolmanın zaferini sakınmayın kendinizden!

Hayata dair söze dökülemeyen hissiyatımızı en iyi anlatan müziklerden biridir bence Hüsnü Şenlendirici’nin klarnetinden HARMANDALI… Salın gönlünüzü namelerine, size varlığınızdaki sessiz ihtişamı hatırlatsın.

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

5 thoughts on “İhtişam…

  1. Hep biliriz bunları da, bazen duymak ve hatırlamak iyi gelir.. İyi geldi..tam da ihtiyacın oldugunda, ilahi bir gücün ilacını başucuna bırakıvermesi gibi iyi geldi hem de.. Eksik olma. Sevgiler

    Liked by 1 person

  2. Çok seviyorum seni, böyle hafif şımarık değil de alçakgönüllü, daha içten kalbini görebildiğim zaman seviyorum galiba insanları… 🙂 Kalbinden gelen çooookkkk güzel bir yazı olmuş, iyi ki varsın güzel kadın ❤

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s