Neşat’ın Gam-ı Hicranı…

Dee Nickerson
Dee Nickerson

Çok sayıp, sevdiğim bir büyüğüm, normalde büyük bir mutluluk ya da büyük bir acı vermesi beklenen hiç bir şeye çok büyük bir tepki göstermez, ve neden bu kadar sakin olduğunu sorduğumuzda da: ”Ben neşatın gam-ı hicranını gördüm de ondan yavrum!” derdi…

Neşat, Osmanlıca’da keyif, şenlik anlamında bir sözcük.

En şen şakrak günlerin bile, acı verici hallere dönüşebildiğini görünce, sevince de acıya da daha serin ve sakin bir mesafeden bakmak mümkün sanırsam…

Hayatın içinden geçerken, kendini sadece vardığın durakları, topladığın ya da kaybettiğin skorları saymaya kaptırmaz da, az bir şey süreci izlemeyi becerirsen, gerçekten hiç bir şeyin insanda oluşturduğu ilk izlenimi korumadığını anlıyorsun.

Görüyorsun ki, en büyük tutkularla istediğin ve elde ettiğinde kendini dünyanın tepesinde gibi gördüğün şeyler, seni tükenişe, kayboluşa sürükleyebiliyor…

Ancak bu defa da, o kaybolmuşluğun içinde yaşadığın acılar, seni kendini bulmaya ve ANAYOLA, bu defa yanılsamalarından kısmen de olsa kurtulmuş bir şekilde geri dönmeye zorluyorlar 🙂

Hayatı anladıkça, hayattan korkmamak gerektiğini de anlıyorsun…

Nasıl ki su akıp, mecrasını bulur sa, sen de akıp kendini buluyorsun 😉

Nasıl ki neşatın bir gam-ı hicranı varsa, hicranın da bir hediyesi var… Bu hediyeyi sadece kucaklamaya cesareti olanlar tadıyor.

Ben susayım, Hamiyet Aplam söylesin 🙂

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s