Ne Aşkı Be :)

Huang Guanyu
Huang Guanyu

AŞK AŞK diye ölüyoz! Ölüyoz da… Yaşananın adı gerçekte ne orası hiç belli değil!

SEVİLMEK, sevilebilir olduğuna inanmak, insanın kendini önemli, değerli hissetmek, hayatına anlam katmak için ihtiyaç duyduğu dayanaklardan biri… Bu anlaşılabilir bir şey. Üzerinde iyi düşünülüp çalışılması gereken, sadeleştirilmesi gereken, ama anlaşılabilir bir eğilim.

Gel gör ki, uygulamada yaşadığımız şeylerin SEVGİ ile bir ilgisi kalmıyor bazen…

Bazen sadece bir yalnızlık korkusu, bir talep görmeyen mal olma kaygısı bizi başkalarının ilgisini aramaya iten… Zaten medya kanallarından akan marketing mesajları da bizi arzulanır olanın ne olduğu konusunda kalıplar ve arzulanan biri olmak konusunda bir açlık ile formatlayıp duruyor 🙂

Sonuç itibariyle, habire birilerine İLİŞMEK istiyoruz 🙂 İlişki manyağı olduk, yalnız duramıyoruz!

Kendini sevemeyip, başkasına sevdirerek iyi hissetme gayretinin adı aşk oldu… Sanki kendimizi unutmuş da başkasına yanıp yakılıyormuşuz gibi  tarümar geziyoruz! Ama yaşadığımız duyguların hepsi benlik merkezinde…

Biz  sevdiğimizi söylediğimiz insanı olduğu gibi görmüyoruz. Onun bizim hayatımızda belirli bir rolü oynama, belirli bir yeri doldurabilme ihtimalini seviyoruz. Sonra o insan bu yeri dolduramayınca, biz hem ona kızıyor hem de kendimizi çok değersiz hissetmeye başlıyoruz.

Bu defa bir ”onu istediğim şekle sokmak için daha ne yapabilirim?” kaygısı dolduruyor içimizi… Kendimizi zayıf, verdikçe eksilen, sevdikçe (!) değerini yitiren biri gibi görmeye başlıyoruz.

Sanki beklentilerimiz karşılanmadıkça daha bir değerli, daha bir önemli gelmeye başlıyor karşımızdaki insan gözümüze… ”Kasılırsan asılırlar, asılırsan kasılırlar!” özlü sözünün yaşayan örneği gibi bir şeye dönüyoruz 🙂

Bazılarımız, kronik bir ”beni seveni ben sevmiyorum, sevdiklerim beni sevmiyor” kısır döngüsüne dahi giriyor.

Adeta kendimize değer veremediğimiz için, elde ettiklerimiz de bizimle birlikte değersiz, elde edemediklerimiz ise ”giderek daha önemli” oluyorlar.

Kendimizi birine onaylattıracam diye diye, iyice merkezimizi kaybediyor, sevgiyi arama adı altında, olmaz işleri tırmalayarak zaman ve zemin kaybediyoruz. Yaşadığımızın sevgi olmaktan çıkıp bir inada, bir kara tutkuya, başta kendimizi sonra da etrafımızı yıkan bir enerjiye dönüştüğünü fark etmiyoruz!

Ne yapalım peki ”Sevmeyelim de taşa mı dönelim anacım?” diyenlere :)))

Hiç bir gönül içinde kaybolacağımız kadar geniş, hiç bir ilişki her ihtiyacımızı karşılayacak kadar mükemmel değildir. Dolayısıyla hiç kimse bütün boşluklarımızı sürekli olarak doldurup, kendi özümüzde duyamadığımız bir anlamı  bize katamaz.

İnsanları kendimizi sevebildiğimiz kadar sağlıklı sever, alış veriş dengesini bulabildiğimiz kadar sağlıklı ilişkiler kurarız.

Ve bir insanla ilişkimizin ne durumda olduğunu burnumuzun dibinde dururken değil, kendimize de bir nefes alanı açınca anlarız.

AŞK’ı dahi hayatta ve canlı tutan MESAFEDİR 🙂

HALİL CİBRAN der ki;

” Birbirinize kalbinizi verin; ama diğerinin saklaması için değil; Çünkü yalnızca Hayat’ın eli, sizin kalplerinizi kavrayabilir… Ve yanyana ayakta durun; ama çok yakın değil, Çünkü bir mabedin ayakları arasında mesafe olmalıdır; Ve meşe ağacıyla, selvi ağacı, birbirinin gölgesi altında büyüyemez.”

Hadi bu gıcık yazının altına pazar tadında bir şarkı koyalım da beni sevin :)))

 

 

Author:

Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi

12 thoughts on “Ne Aşkı Be :)

  1. Juno astroloji.com’ da farklı yazılar ile mi devam edeceksiniz. Ben o sayfanızı sürekli takip ediyorum ama son günlerde sürekli olarak burada paylaşımda bulunuyorsunuz.

    Like

    1. Juno Astroloji sayfasında astrolojik açıdan anlatılmaya değer bir vaka olduğu zaman yazıyorum 🙂 Burası da benim hikaye anlatıcılığı merakıma binaen şımardığım bir ortam 😉

      Like

      1. Oh ne güzel 😆 takip edeceğimiz kaliteli bir sayfa daha çıktı bize. Elinize emeğinize sağlık. Sabırsızlıkla bekleyip keyifle okuyacağım. Çok teşekkürler.

        Liked by 1 person

  2. Oldukca daginik, insanin temel dinamiklerini tanimayan, gayet medyatik tirtiklamalarla dolu sacma bir yazi olmus. Insan sevemeye ve sevilmeye muhtactir. icindeki sevgi arayisi ile tatmin arayisi arasindaki catisma libidinal yasam enerjisini dogurur. Aradaki makas ne kadar genis ise uretilen enerji o kadar buyur. Yok dengeyi bul, yok kendini sev… Denge budur arkadasim zaten, bunu anla. Insan kendini sevmese bunu yapmaz zaten. Hem kendini hem de karsisindakini sevince de catisma enerji uretir. Hem yapici hem yikici hem yakici hem donduran. Denge budur. Var misin sonuna dek yasamaya mesele budur. Sen hic boyle bir ask yasadin mi ortalama insan. Ha ama sen denge ariyorsun degil mi. Iyi aramalar. Ha bir de mesafe demissin, yaratinin temelinde var olan bu kozmik catisma hic bir mesafeyi tanimaz, o senin dedigin gazoz agaci, asfaltta yetisir derlerdi buyuklerifmiz…

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s